10 Ağustos 2023 Perşembe

Bumerang

 



10 sene önce hiç istemeden gelmiştim buralara ve ilginçtir ki 10 sene sonra aynı gün hiç istemeden gidiyorum buralardan…

İstanbul’dan gelmiştim küçük bir kasabaya! Ben de küçüktüm aslında! Saftım! 10 senede elbette değiştim! İstanbul’un yapamadığını bu küçük Dalaman yaptı 10 senede! Bilirim hiçbir şey boşuna yaşanmaz ama neden yaşandı çözemedim bir türlü…


Neden gidiyorsun deseler cevap veremem! İçimdekini anlatamam; aslında anlatsam da bilirim anlaşılmaz! Belki de 10 senede öğrendiğim en büyük şey anlatmamak oldu!

Soran olunca: Ağaç değilim ki ben kök salayım diyorum ve düşüyorum yollara! 

Kimine göre kaçış, kimine göre pes etmek, kimine göre korkaklık… Herkesin bi fikri var gidişimle ilgili ama kimsenin bilgisi yok! Yorum yapan çok ama bilen yok!


Hep gülerim ya ben, kimine göre şımarık biriyimdir! Bilmezler gülüşlere sığındığımı! Severim kendimi ve tuhaftır ki kendini beğenmiş sanılırım! Her şeyi görürüm, susarım ya hani soğuk bulunurum! Neşeliyimdir, gamsız sanarlar! Biri çok dert yanarsa, enerjimi düşürdün der giderim bencil zannederler! Hepsi yorum yapar ama bilmezler kim olduğumu!


İyi olurum kullanmaya kalkarlar, kendi anlasın der susarım, salak yerine koyarlar! Sustuklarımı duymazlar da yorum yaparlar! Konuşarak anlatamazsın kimseye çünkü herkes anladığı kadardır ya hani susarsın umursamıyor sanarlar! İşlerine gelir susmam, yapmazlar yapmaları gerekeni, yok sayalar! Bilmezler ki izin verdiğim kadarlar…



Bazen gitmek gerekir sessizce! Rahatsız etmeden, sevginden, saygından, edeplice çekip gitmek gerekir hayatlarından insanların! Bu kendine duyduğun saygıyla ilgilidir aslında! Yakışmaz hesap sormak, neden demek! Hatta bazen üzüldüğünü bile göstermek istemediğin kadar saygı duyarsın!


Bi yerde okusam ne saçmalıyor bu be diyeceğim şeyler yazdıklarım! İnsan yaşayınca, hissedince anlıyormuş! Değer görmediğinde bak sevilmediğinde demiyorum değer görmediğinde kendine yakışan saygıyla gitmeli! Sorduğunda cevap alamayacağını bildiği için hayalet yerine koyulacağını bildiği için gitmeli!


  • Herkesi ekliyorsun da beni neden eklemiyorsun?
  • Herkesle sohbet ediyorsun da bana niye hayalet gibi davranıyorsun?
  • Herkesle bi yere gidiyorsun da ben isteyince niye kaçıyorsun?
  • … 


O soruların altındaki boşlukları sadece “İstemiyorum” ile doldurmak yeterli aslında! 

  • Peki benim herhangi biri kadar bile mi değerim yok?

İşte bu sorunun cevabı da sadece “Evet” aslında!

Çok düşünmemek gerekir yani! Kabul etmek gerekir! 


  • Hepsi tamam da tüm bunları bana yapmazken neden gelip bana başkalarına yaptıklarını anlatıyorsun? 

İşte bu sorunun cevabı yok! Ve bu sorunun cevabı “çek, git” oluyor ancak! Kendine saygın varsa git! Belki olduğun yerden değil ama hayatından çık git demektir!


Belki sadece yok saysam da yeterdi ama kalsaydım öfkelenirdim, her gün yüzüne bakıp küçülerek gülümsemeye daha fazla dayanamadım! Saygımdan gittim desem anlamaz ki kimse! Gitmeme sebep sensin desem anlamaz, suçluyorum zanneder! Oysa senin yüzünden demiyorum, sana saygımdan demek istiyorum ama anlamaz! Bu kadar değersiz görülürken kendi kendime ben nasıl koynuna girdim salak mıyım aptal mıyım diye kendimi sorgulamamak için gittim desem e gelmeseydin der anlamaz! Bilmez çünkü kaçsam da sadece görmek için gittiğimi, kendimle savaşıp gitmem dediğimde o kendi derdindeyken benim sadece görmek için gittiğimi! E görüyordun işte niye gittin dese görmek üzüyor derim ama anlamaz! Ben sana bakınca gözüne bakamıyorum acı çekiyorum desem siktir git der inanmaz!

Ben senden bir gün istedim be onu bile vermek zor mu geldi gerçekten dememek için gittim desem onu da anlamaz! Zanneder ki ben aşık oldum, bir şeyler bekliyorum! İnadına vermez! Oysa bilmez ki ben anılar biriktiririm! Yetinirim onunla! İlk kez hayatımda birinden bir şey istedim o da yapmadı gururum kırıldı desem daha da sert olur canımı yakar sonra bir gece yine kullanır bunu! Kimse bilmez kimin için ne ne kadar değerlidir, ne anlama gelir! Neden bile demez! Kafasında karar verir ve seni sadece küçük görür! Senin sıradan bir günde sıradan birine vereceğin o bir gün benim için hayat boyu saklayacağım kadar değerliydi desem sadece acıyan gözlerle bakar ve yine yapmaz!

Saygımdan gittim ben! Bunu da anlamaz! Neden o kadar canımı yaktığı halde saygı duyduğumu bilmez!

Gece yarısı kumar parası için son paramı gönderdiğimi bilir de umrunda olmaz sonrasında! 7 aydır sen paranı almadın ya demez zor durumda olduğumu bile bile! Ben erkeğim sen kadın halinle zordasın diye düşünüp halletmez! Bana ne der geçer! Kırılırım, susarım, ben düşünürüm ama o düşünmez! Ben bana yaptıklarına rağmen savunurum onu da o beni herkese karşı küçük düşürür! Neden saygı duyduğumu kimse anlamaz! Bu yüzden giderim ama neden gittiğimi kimse anlamaz…!!!

18 Ocak 2014 Cumartesi

“~Bekleyiş~”


Bazen herşeyine sinir olursun! Onu öldürmek istersin! Sana kimsenin yapmadığı, yapamayacağı davranışları sergiler! Sarfettiği sözleri ağzına tıkmak hatta ağzının ortasına yapıştırmak istersin! Yapmazsın ama… Beklersin!

Kimseye birşey söylemesen de herkes anlar bir sorun olduğunu!

Bazı ilişkiler herkes tarafından farkedilir! Sen söylemesen de herkes gizlice takip eder sizi! Merak uyandırır; çünkü farklıdır! Kimse birşey söyleyemez! Ne söyleyeceklerini de bilemezler zaten! Ne olduğunu bile anlamadıkları birşey hakkında sadece dedikodu yaparlar!
Bu ilişkiler medyatik olur işte!

Kimine göre aşktır, kimine göre arkadaşlık, kimine göre ise saçmalık! Bi isim bulmak, bi kalıba sokmak için uğraşırlar! Farklıdır! Bu da insanları rahatsız eder! Farklıdır! Merak ederler! Düşmanı da seveni de çok olur bu tür ilişkilerin ve tabi o kişilerin!

İşte böyle bir ilişki varsa ortada kimseye birşey söylemezsin çünkü her kafadan bir ses çıkar! Beklemek tek çözüm olur!

Çoğu zaman bu ilişkinin kahramanları "tuhaf" olurlar! Düşünceleri, yaşamları, sözleri, işleri, davranışları farklıdır! Herkesle konuşur ama pek kimseyle anlaşamazlar! Bir gün doğru olan diğer gün yanlıştır onlar için! Bu yüzden de dengesiz, çıkarcı, bencil hatta duygusuz olarak bile adlandırılırlar!

Düşmanı kadar seveni de çok olur onların! Farklıdırlar dedim ya! Önce merak edip gelen sonra dayanamayıp kaçan insanlarla doludur etrafları! Korkmak, kızmak, sevmek… Birçok sebeple gelir, birçok sebeple gider insanlar hayatlarından!

Ne demiştim en başta?
Bazen onu öldürmek istersin! Herşeyine sinir olursun! Saçma sapan davrandığını görürsün! O seni şaşırmışlıkla suçlarken sen onun şaşırdığını yüzüne söylersin! Kavga da edemezsin! Bi yandan çekip gitmek istersin! Bi yandan da gitmek istemezsin!

Gitmek isteyişin onu sevmediğinden değil hep sevmek isteyişindendir aslında! Onu sevmek için saygı duymaya ihtiyacın vardır! Saygı duymak için de görmemeye!

Bu tür durumlarda bi taraf agresif davranırken bi taraf sessiz kalır çünkü kavgaları yıkıcı bir deprem yaratır dünya için! En iyisi bırak dağınık kalsın taktiğiyle herşeyi olduğu gibi bırakıp uzaklaşmaktır!

O arada çok sert olursun! Herşey batar! Yanlışlıkla iletişime geçersen öküz bulursun karşında! Kimseye etmediği lafları sana eder! Karşılık verecekken içinden sus der birşeyler! Sessizce cevap vermeden uzaklaşırsın! Nefret edersin o ara ondan! Sonra o hissin içine yerleşmesine izin vermezsin! Saygın herşeyi kontrol altına alır!

Uzakken çok özlersin! İnadına hep iyi şeyler gelir aklına! Vakit geçer! Gülersin, gezersin, çalışırsın… Onsuz da olur evet ama baharatı eksik yemek gibi olur işte! Diyet yemeği gibi olur hatta! Birileriyle gülersin, çok gülersin ama güldüğün şeyler normalden farklı olur! Kimi zaman kimse anlamaz diye söylemediğin şeyler birikir! Gülecek şeyler biriktirirsin! Bunalıma girmezsin asla! Hayat devam eder dedim ya! Onsuz da olur!

Bi an gelir düşünürsün ulan sadece ben mi yaşıyorum bunu diye! Uyuz olursun ona! Senin aklına gelenler onun aklına gelmiyor diye! Aslında özlersin işte ve o özlemiyor diye uyuz olursun! Kendine kızarsın! O yokmuş gibi davranırsın ama bi yandan varmış gibi plan yaparsın! Bilirsin çünkü döneceğini ya da istersin belki de bilmeden!

O ara sana yazmaya başlar anlarsın seninle konuşmaya çalıştığını! Kızarsın önce ben konuşmaya çalışırken nerdeydin diye ama ses etmezsin! Birşey yokmuş gibi davranırsın! Hiç birşey sormaz, konuşmaz sanki birşey olmamış gibi davranırsın! Oysa içinden binlerce monolog yazarsın!

Her konuşmada özür dilesene öküz dersin içinden! 

Ben olsam burnumdan getirirdin! Özür dilemeden konuşmazdın! Niye yaptın onları? O sözler neydi? Niye birşey yokmuş gibi davranıyorsun? Aptal mıyım ben? Niye susuyorum ki? Sen de benim gibi mi hissediyorsun yoksa beni kullanıyor musun? Yalnız mı kaldın? Çok kızıyorum sana! Yok ya o gösteremez ama ben anlıyorum onu! Sever o beni! Aptal olma! Herkese gösteriyor da sana gelince mi gösteremiyor? Sen inan daha inan aptal! Neyse dur bakalım zamanı gelince konuşuruz! Bu kez anlasın ama! Beni kırdığını anlasın! Tamam gitmem, kötülüğünü istemem ama böyle olmaz bilsin! Bana saygı duysun! Benim değiştiğimi de anlasın! Konuşmam lazım! En kötü ne olur ki yine konuşmaz benle kızar! E iyi de ben onu istemiyorum ki! Gitmek de istemiyorum! Böyle olmaz ama olmaz! Bi çare var elbette ama dur bakalım! Onun aklından da geçiyor mu acaba bunlar? Yoksa nasıl olsa ben istersem gelir mi diyor? Öyle olmadığını anlaması gerek! Ben istediğim için geldiğimi bilmesi gerek! He şimdi konuşsam ben barışmadımki senle der üste çıkar! Sus en iyisi sus! O gördü gerçeği! Anlar o! Anlamadıysa konuşurum! 

Ve binlercesi geçer içinden!

O arada sen bi uzak bi yakın dururken o yine bildiğini okuyup yine seni sallamadığını ima eder! Canı isteyince yazar, arar, konuşur! İstemezse sebep bile söylemez! Bahanesi de vardır! Yalanını gözünle görürsün ama umursamazsın! Söylesen sana ne diyecek, sen kimsin diyecek! Trip atmak istemezsin! Onun gibi davranmak istemezsin! Yine de uzaklık olur işte! Hala kendine gelmediğini bildiğin için beklersin yine! Sadece bilirsin ki bir kez bir konuşma olacak ve tam olacak! O zamana kadar aradaki buzların erimesini beklersin! Ondan bi adım beklersin! Beklersin! Karşında hala saçma, kendine yakışmayan şeyler yaptığını görürsün! Ses etmezsin! Gözünde değişmemesi için bakmazsın! Ben mi onu iyi gördüm hep yoksa şu an saçmalıyor mu diye düşünürsün! O arada sağlam durmaya çalışırsın! Yanlış yapmamak için sadece beklersin! 

Şimdi bunlar her ilişkide olur, ben de yaşadım mı diyeceksiniz? Hani farklı insanların hikayesiydi bu mu diyorsunuz?

Farkı olaylarda değil sebeplerde!

Sebepler bir sonraki yazıda! ;)



12 Eylül 2013 Perşembe

“~O~”

Hayat nerde başlamıştı acaba ya da beynim silmeye ne zaman başlamıştı?
Kim olacağıma karar veren ben mi olmuştum?
Tutkularım doğuştan mıydı yoksa müzik bahane mi olmuştu?
Hükmetmek tek çare miydi gerçekten?
Başka biri olmak ister miydim?
Kadınlar… Neden bu kadar önemliler?
Hepsi aynı mı yoksa ben mi aynı şekilde yönetiyorum hepsini?
Neden yönetiyorum?
Gece hayatı ve hayat… İkisi aynı mı?
Dostlardan kopuş kendim için miydi gerçekten?
Dost muydu onlar?
Müzik miydi önemli olan gece mi?
Aşk?
Seks?
Para?
Mutluluk?
Ün?
Başarı?
Peki neden?
Ben…!?

Mektuplar yazdıran adamın hikayesi belki bu! Belki hiç alakası olmayan bir adamın hayatı! Belki nedenler üstüne kurulu sonuç ya da sonucunda bakılan olaylar bütünü!
Benim kelimelerimle onun hikayesi bu! Belki de benim kelimelerim onun sonucu! Kendi gözümden değil de onun gözünden anlatmak zor değil çünkü ben zaten onun gözüyle görmeyi yıllar önce öğrenmiştim!
Hikayemi bilmeden bana anlatmasını istedim! Neden bir kahraman olduğunu bilmeden kendi kahramanlarını anlatmasını istedim! Kendi hikayesinde bile neden kendisinin kahraman olduğunu fark etmesi için belki de!
Benim anlattığım adamla kendisi aynı mı?
Ben onun hikayesinde nerede yer aldım bu çok önemli değil aslında! Belki de hayatında önemsemediği bir detayın ne kadar önemli olduğunu fark etmesi için de değil! Bu yüzden benim hikayemi bilmeden kendi hikayesini anlatmasını istedim! Beni ya da başka olayları fark etmeden kendi yaşadığını, kendi farkındalığını anlatsın istedim!
Ben aslında o oldum dediğimde gerçekten o olsaydım neler olurdu görmek keyifli olacak! Tercihler neye yola açar bir kez daha kanıtlayacak! Nerde olabilirdim ve neden olmadı bunu anlatacak farkında olmadan! Kendisi neden burda ve herşey istediği gibi mi yoksa istemediği birşey mi yaptı bunu anlatacak!
İnsanın bildikleriyle boşverdikleri ve öncelikleri nedir en büyük kanıtı belki de bu hikaye! İlk hikayenin sağlaması olacak!
O zaman başlayalım anlatmaya! Soruların cevaplarını bulacak mıyız hikayede yoksa biz mi vereceğiz cevapları?

6 Eylül 2013 Cuma

“~öğrendim~”

Gözlerimle sevmeyi öğrendiğimde kendimden vazgeçip sen olmayı öğrenmiştim! Yokluğunda seninle konuşurken seninle olmayı öğrenmiştim! Ne durumda olursam olayım sana dokunmamayı başardığımda aşkı öğrenmiştim! Hayatımda olman için beni kötü bilmene razı olduğumda susmayı öğrenmiştim! Yetinmeyi öğrendiğimde mutlu olmayı öğrenmiştim! Senin için öğrenmeyi öğrenmiştim! 




15 Temmuz 2013 Pazartesi

“~ipucu~”

Yagmur sonrasi huzur vardi havada! Sessiz, soguk ve dingindi her yer! Hersey saklandigi yerden cikiyordu! Doga uyaniyordu! Uzun suren kis sonrasindaki bahar gibiydi yagmur sonrasi! Hersey normale donuyordu sanki guzellesiyordu! Gunes acmaliydi hatta gokkusagi cikmaliydi! Mutlu olmaliydi insan! Hava yavasca isinmali ve gozun kamasmaliydi renklerden! Deniz sakin, dalgasizdi! İslak toprak kokusu etrafa yayilmaliydi! Doganin kuraliydi iste! Yagmur biter, gunes dogar mutluluk sarardi! Boyle olmaliydi, hep boyle oldugu anlatilirdi ama olmadi!
Yagmur durdu sessizlik hakimdi, "huzur bu" diyordu! Etrafta solucanlar vardi yagmur yagarken bogulmamak icin terk ettikleri yuvalarina donuyorlardi! Hersey anlatildigi gibi ilerliyordu ama birden durdu hersey! Gokyuzune bakti hava hala karanlikti! Siyah bulutlar hala ordaydi, gunes yoktu! Gokkusagi da… O zmn anladi ki her yagmur sonrasinda gunes acmazdi! Bazen yagmurdan sonra yine yagmur yagardi! Hep soylenen, her soylenen her zaman gercek olmayabilirdi! Yuvalarina donen solucanlar bogulurdu! Yagmur bazen oldurebilirdi! Sen bitti sandiginda bitmeyebilirdi yagmur! Hatta gunes acsa bile yeni bir bulutla tekrar islanabilirdin! Kacsan, korunsan da hazirliksiz kalabilirdin yagmur karsisinda!

Kabul etmek gerektigini anladi yagmuru! Belki hayati! "Secmiyorsun, sadece duruma gore davraniyorsun" dedi kendine! Umutsuz, karamsar ve huysuzdu! Gordugu hersey boyle olmakta hakli oldugunu kanitliyordu ona! Yine de icinden bi ses inanmiyordu bunlara! Kotu dusunur iyi davranirdi ve bunun farkindaydi! Belki tersi olsaydi o zaman seri katil olurdum diyordu kendine! Hep birilerini oldurmek isterdi ama hep yuzu guler, iyi davranirdi!

Aslinda bu bir seyahat hikayesi! Okuyan icin ilk hikayenin bir devami ama ilkinin tersine bu oznel bi hikaye baska kahramani yok! Bu koyda gecen burda biten bi hikaye! Basi burda degilmis gibi gorunen ama aslinda burda baslayan bi hikaye! 
Benim o! Hep disardan bakmaktan kendi gozumle gormeyi unutan benim! Korkularimin beni ele gecirmesine izin veren benim! Olmasi gerekenle olan farkli oldugunda gormezden gelen benim!

12 Temmuz 2013 Cuma

"~tercih~"

Denize yavaş yavaş girmek ve birden girmek arasındaki fark ne zaman tercih olur?
Denize girmek iyi olacaksa sorun yoktur! Yöntem fark etmez ama denize girmek zarar verecekse o zaman tercih olacaktır!

"~yine sus~"

Bazen sadece susmak istersin! Çok şey anlatmak istediğinde ya da nereden başlayacağını bilemediğinde belki... Anlatmak istemezsin, belki anlasın da istemezsin... Beklemek istediğin için de değil!
Konuşulmaması  gerekir diye düşündüğün zamanlar da yalandır aslında! Konuşmaya yanlış yerden başlarsan sanki yıkılacak gibi gelir anlatmak istediğin! O zaman susmak tercih olur!