12 Eylül 2013 Perşembe

“~O~”

Hayat nerde başlamıştı acaba ya da beynim silmeye ne zaman başlamıştı?
Kim olacağıma karar veren ben mi olmuştum?
Tutkularım doğuştan mıydı yoksa müzik bahane mi olmuştu?
Hükmetmek tek çare miydi gerçekten?
Başka biri olmak ister miydim?
Kadınlar… Neden bu kadar önemliler?
Hepsi aynı mı yoksa ben mi aynı şekilde yönetiyorum hepsini?
Neden yönetiyorum?
Gece hayatı ve hayat… İkisi aynı mı?
Dostlardan kopuş kendim için miydi gerçekten?
Dost muydu onlar?
Müzik miydi önemli olan gece mi?
Aşk?
Seks?
Para?
Mutluluk?
Ün?
Başarı?
Peki neden?
Ben…!?

Mektuplar yazdıran adamın hikayesi belki bu! Belki hiç alakası olmayan bir adamın hayatı! Belki nedenler üstüne kurulu sonuç ya da sonucunda bakılan olaylar bütünü!
Benim kelimelerimle onun hikayesi bu! Belki de benim kelimelerim onun sonucu! Kendi gözümden değil de onun gözünden anlatmak zor değil çünkü ben zaten onun gözüyle görmeyi yıllar önce öğrenmiştim!
Hikayemi bilmeden bana anlatmasını istedim! Neden bir kahraman olduğunu bilmeden kendi kahramanlarını anlatmasını istedim! Kendi hikayesinde bile neden kendisinin kahraman olduğunu fark etmesi için belki de!
Benim anlattığım adamla kendisi aynı mı?
Ben onun hikayesinde nerede yer aldım bu çok önemli değil aslında! Belki de hayatında önemsemediği bir detayın ne kadar önemli olduğunu fark etmesi için de değil! Bu yüzden benim hikayemi bilmeden kendi hikayesini anlatmasını istedim! Beni ya da başka olayları fark etmeden kendi yaşadığını, kendi farkındalığını anlatsın istedim!
Ben aslında o oldum dediğimde gerçekten o olsaydım neler olurdu görmek keyifli olacak! Tercihler neye yola açar bir kez daha kanıtlayacak! Nerde olabilirdim ve neden olmadı bunu anlatacak farkında olmadan! Kendisi neden burda ve herşey istediği gibi mi yoksa istemediği birşey mi yaptı bunu anlatacak!
İnsanın bildikleriyle boşverdikleri ve öncelikleri nedir en büyük kanıtı belki de bu hikaye! İlk hikayenin sağlaması olacak!
O zaman başlayalım anlatmaya! Soruların cevaplarını bulacak mıyız hikayede yoksa biz mi vereceğiz cevapları?

6 Eylül 2013 Cuma

“~öğrendim~”

Gözlerimle sevmeyi öğrendiğimde kendimden vazgeçip sen olmayı öğrenmiştim! Yokluğunda seninle konuşurken seninle olmayı öğrenmiştim! Ne durumda olursam olayım sana dokunmamayı başardığımda aşkı öğrenmiştim! Hayatımda olman için beni kötü bilmene razı olduğumda susmayı öğrenmiştim! Yetinmeyi öğrendiğimde mutlu olmayı öğrenmiştim! Senin için öğrenmeyi öğrenmiştim! 




15 Temmuz 2013 Pazartesi

“~ipucu~”

Yagmur sonrasi huzur vardi havada! Sessiz, soguk ve dingindi her yer! Hersey saklandigi yerden cikiyordu! Doga uyaniyordu! Uzun suren kis sonrasindaki bahar gibiydi yagmur sonrasi! Hersey normale donuyordu sanki guzellesiyordu! Gunes acmaliydi hatta gokkusagi cikmaliydi! Mutlu olmaliydi insan! Hava yavasca isinmali ve gozun kamasmaliydi renklerden! Deniz sakin, dalgasizdi! İslak toprak kokusu etrafa yayilmaliydi! Doganin kuraliydi iste! Yagmur biter, gunes dogar mutluluk sarardi! Boyle olmaliydi, hep boyle oldugu anlatilirdi ama olmadi!
Yagmur durdu sessizlik hakimdi, "huzur bu" diyordu! Etrafta solucanlar vardi yagmur yagarken bogulmamak icin terk ettikleri yuvalarina donuyorlardi! Hersey anlatildigi gibi ilerliyordu ama birden durdu hersey! Gokyuzune bakti hava hala karanlikti! Siyah bulutlar hala ordaydi, gunes yoktu! Gokkusagi da… O zmn anladi ki her yagmur sonrasinda gunes acmazdi! Bazen yagmurdan sonra yine yagmur yagardi! Hep soylenen, her soylenen her zaman gercek olmayabilirdi! Yuvalarina donen solucanlar bogulurdu! Yagmur bazen oldurebilirdi! Sen bitti sandiginda bitmeyebilirdi yagmur! Hatta gunes acsa bile yeni bir bulutla tekrar islanabilirdin! Kacsan, korunsan da hazirliksiz kalabilirdin yagmur karsisinda!

Kabul etmek gerektigini anladi yagmuru! Belki hayati! "Secmiyorsun, sadece duruma gore davraniyorsun" dedi kendine! Umutsuz, karamsar ve huysuzdu! Gordugu hersey boyle olmakta hakli oldugunu kanitliyordu ona! Yine de icinden bi ses inanmiyordu bunlara! Kotu dusunur iyi davranirdi ve bunun farkindaydi! Belki tersi olsaydi o zaman seri katil olurdum diyordu kendine! Hep birilerini oldurmek isterdi ama hep yuzu guler, iyi davranirdi!

Aslinda bu bir seyahat hikayesi! Okuyan icin ilk hikayenin bir devami ama ilkinin tersine bu oznel bi hikaye baska kahramani yok! Bu koyda gecen burda biten bi hikaye! Basi burda degilmis gibi gorunen ama aslinda burda baslayan bi hikaye! 
Benim o! Hep disardan bakmaktan kendi gozumle gormeyi unutan benim! Korkularimin beni ele gecirmesine izin veren benim! Olmasi gerekenle olan farkli oldugunda gormezden gelen benim!

12 Temmuz 2013 Cuma

"~tercih~"

Denize yavaş yavaş girmek ve birden girmek arasındaki fark ne zaman tercih olur?
Denize girmek iyi olacaksa sorun yoktur! Yöntem fark etmez ama denize girmek zarar verecekse o zaman tercih olacaktır!

"~yine sus~"

Bazen sadece susmak istersin! Çok şey anlatmak istediğinde ya da nereden başlayacağını bilemediğinde belki... Anlatmak istemezsin, belki anlasın da istemezsin... Beklemek istediğin için de değil!
Konuşulmaması  gerekir diye düşündüğün zamanlar da yalandır aslında! Konuşmaya yanlış yerden başlarsan sanki yıkılacak gibi gelir anlatmak istediğin! O zaman susmak tercih olur!

26 Haziran 2013 Çarşamba

23459 (yirmi üç bin dört yüz elli dokuz)

Yine Merhaba;
Sana karşı neden hep sabırlıyım biliyor musun? İstediğim herşeyi yazdığım için! Sana kızdığım zaman yazıyorum ve gerek kalmıyor sana söylememe! Şu anlarda bile hiç kötü bişey diyemiyorum ama sana ya! Hiç merak ettin mi neden sana hep zamanı gelince konuştuğumu? Yazabildiğim için! Yazdım rahatladım! Sana saygım olduğu için, seni kırmamak için! O yüzden seninle konuşurken hep doğru kelimeleri seçebilmişimdir! Sen hiç bilmedin ama seninle konuşmalarım hep benim 2. konuşmam olmuştur aslında! Bu da benim seninle diyaloğumu koruma biçimim olmuştur hep! Sen belki hiç farkında olmadın ama ben sana bu kadar saygı duydum işte! Belki de son zamanlarda fazla yazmadığım için seninle konuşurken hep yavaş ve tane tane konuşmaya çalıştım! Çok kızdığım şeyler yaptın! Benimle ilgili değil! Kendinle ilgili yaptığın şeylerden bahsediyorum! Delirdim! Çünkü benim kahramanım hata yapmaz! Yapamaz! Bana davranışlarına üzülmemin sebebi de bu! Umrunda olmamak koyuyor! Evde tek başıma oturduğumu, sıkıldığımı bildiğin halde umursamaman koyuyor! Beni düşman olarak görmen canımı yakıyor! Senin nasıl olsa yanında birileri var ve vaktin geçiyor! Ivır zıvırla uğraşıp oyalanabiliyorsun! Ben ne yapayım? Beni kurtarmak için uğraştığın o karanlığa kendin tekrar gönderiyorsun ve işin kötü tarafı farkında bile değilsin! Yine denizin ortasındayız ve ben yine suyun içinde çırpınıyorum! Sandaldan bana bakıyorsun ve ben, sen yine gidecek misin diye bakıyorum! Olan bu! Sana doğru yüzmeye de çalışsam uzaklaşıyorsun! Yemin ederim eğer mutlu olacaksan arkana bakmadan gitmene bile ses etmem! Boğulmayı bile göze alırım! 

~"bilinmeyen"~


Bu hikayenin başıydı önemli olan! Kimsenin bilmediği aslında! Sonu, başıydı! O yüzden hiç anlatmamıştım en başta ne olduğunu! Bişeydi! Biriydi! Adımın nerden geldiğini, neden bi adada geçtiğini kimse bilmezdi! Denizi neden çok sevdiğimi, aslında o adaya neden sığındığımı anlayamazlardı! Neden cümlelerimin sonunda hep ünlem olduğunu kimse bilmezdi!

Koca bir hikaye oldu yazdığım mektuplar! Oysa herşey 13 sene önce yazdığım ilk mektupla başladı! Her gün yazdım ona! Hevesle, istekle! Herşeyi anlatırdım! Her gün mektup yazdım, yolladım 1,5 sene boyunca! Uzaktaydı o sürede sonra geldi ben yine yazdım her gün ama yollamadım, vermedim mektupları! Gün geldi ayrıldık! Ben yine her gün yazdım ona! Bilmiyordu! Her gün onunla konuştum haberi olmadı! Kendimle konuşmamın adı o olmuştu! Düşünürken bile ona anlatsam ne derdi diye düşünürdüm! Cevap verirdim kendime onun gibi! Hayatı ondan öğrendim, yaşadım! Bilmiyordu! Yanımda olsa ne yapmamı isterdi dedim hep! Belki bu yüzden hiç yanlış yaptığımı düşünmedim! Beni hep korudu ama bilmiyordu! Devam edebilmemi sağladı! Yaramı açan kendisiydi ama yaşamamı sağlayan yine kendisiydi haberi yoktu! Yanımda olmasına gerek yoktu çünkü ben onun gibi düşünmeyi öğrenmiştim! Mimiklerim, konuşmam, insanlara tavrım hepsi onun gibiydi farkında bile değildi! Aynı dönemlerde aynı şeyleri yapıyorduk haberi yoktu! Hata yaptığımda bile içim rahattı çünkü o da olsa aynı şeyi yapardı hata bile olsa! Bir insan yarattı! Bilmiyordu bunu! Bir kahraman olduğunu bilmiyordu!

Bana deli kızım derdi! İçime işlerdi bu sözü, bilmezdi! O kadar yılda ne isimler takmıştı bana ama en özeli buydu! Bana aşkım dediği anlarda nefes bile alamazdım! Yine de deli kızım dediğinde bi daha nefes almamak o anda o mutlulukla ölmek isterdim! Bana söylediği her kelimeyi ezberlerdim! Konuştuğumuz her konuyu, cümleyi, kelimeyi, konuşurken aldığı nefesi bile ezberlerdim! Onu gördüğüm her saniye son saniyem olabilir derdim! Her anı bu yüzden kaydederdim zihnime! İlk günden biliyordum sanki bir gün gideceğini! Hayal kurardık! Hani hep derler ya bulutların üstünde olmak diye! Gerçekmiş! Gözünün içindeki hareleri bilirdim! 48 tane sol gözünde 46 tane sağ gözünde kirpiği vardı! Sakallarını saymaya kalkmıştım bir gün ne bakıyorsun yüzüme garip garip demişti! Söyleyemedim! Tavana bakarak konuşurdu hep, ben de onun gözünden yansıyan tavanı seyrederdim! Her konuşulan, her an önemliydi onunla! Ondan sonra da hep önem verdim kelimelere! Bu yüzden hep ünlem koyarım cümlelerimin sonuna! Hiç kimse bilmiyordu!

Bana deniz gibisin derdi! Durgun, parlak bi deniz! Yüzmek istiyorum ama ya yüzerken dalgalanırsan diye vazgeçiyorum derdi! O yüzden ardından denizin ortasında bi adaya yerleştim! Bilmiyordu! Adada yaşadığım herşey aslında ona her gün yazdığım mektuplar sadece! Ben kimseye değil sadece ona anlattım aslında! Bilmiyordu! Kimse bilmiyordu! Sadece dediğim herşey mektuplarımdaydı!

İşte şimdi sıra hikayenin sonunu anlatmaya geldi! En başa dönelim sadece! Herşey neden sadece!!!


5 Mart 2013 Salı

"~Kahramanlar Savaşı~"


Sigindigim bu adaya gelen bir yabanciyla yasadiklarim ve onun gidecek olmasi canimi yakiyordu! Gitme demiyordum! Gitmesini istiyordum zaten! Kendimi buna inandirmistim! Kabullenmistim!
Yalniz olmak zor gelmiyordu! Bilerek isteyerek gelmistim buraya! Kimsenin gelmesini de istemiyordum! Bir gun biri geldi nasil geldi niye geldi umursamadim! Kim geldi belki ona bile bakmadim! Olanlari anlatmak istemiyorum yeniden! Hikaye belli zaten! Zamanla sevdim o yabancinin varligini! Onu sevdigimi dusundugum anlarda aslinda varligini sevdigimi fark ettim! Evet keyifliydi onunla zaman gecirmek, konusmak! Hep soylemisim aslinda kim oldugu degil, varligi onemli olmus benim icin!
Zamanla tanidim, kim oldugunu ogrendim! Kendisini sevdim mi bilmiyorum! Yasakti cunku bana! Gidecekti! Bi gun anladim ki artik yalniz kalmak istemiyorum! Bindim bi sandala, acildim denize! Baska koylara yoneldim; onu o adada birakarak! Diger koylarda baska kisiler gordum! Sevmedim hic birini, neden tek basima bu adaya geldigimi bi kez daha anladim! Tekrar cektim kurekleri ve dondum adama! Biraktigim gibiydi ada! Ama o degismisti! Henuz gitmemisti ordaydi ama sanki o, o degildi! Gitmemis olmasi sasirtti beni! Benim adamda hala oturuyor olmasi da sasirtmisti aslinda! Henuz gitme vakti gelmemisti! Hevesle indim sandaldan! Yanina gittigimde bi mesafe vardi aramizda! Bilinmez, gorunmez bi mesafe! Nedenini anlamadim! Birak kendi haline, bak nasil olsa hala senin adanda duruyor dedim! Gitmemis olmasina sevindim aslinda! Bi yandan da kizdim beni bu adadan ayrilmaya tesvik etti diye!
Adaya dondum ama fazla konusmadik o gundem sonra! Bi gun kafami bi cevirdim! Cocukluk kahramanim karsimda duruyordu! Panik yaptim! Sonra sevindim! Benim o adaya siginmama sebep olan, denizin ortasinda birakip giden adam karsimda duruyordu! Kizmadim hic! Tersine sevindim! Yillar sonra da olsa beni kurtarmaya calismasina sevindim! Sebebine bakmadim hic! Onemli degildi! Vicdan azabi mi, degismis olmasi mi her neyse sebep; benim icin orda olmasi sevindirdi!
Konustukca, aslinda kendisinin de kactigini gordum! O da acildigi denizde yorulmus, bi koya siginmisti! O koyda benim olmam ona iyi geldi! Yalniz olmak istemiyordu cunku! Konustuk, gulduk, eglendik, agladik! Ona adadaki adamdan bahsettim! Git, konus dedi bana! Birakma, bekleme; gitme de ona diye akil verdi! O kadar iyi taniyordu ki beni! Asil ben gibi davranmami istedi! Simdi gitmesin diye; susma! Ya "kal" de ya da "cek git" de, dedi!
Ne adam gitti ne de cocukluk kahramanim! Kizgin oldugumu anladim! Kimseye degil! Kendime!
Kim bilir; belki bir ruyaydi! Belki de yalnizligin vermis oldugu bir siginma istegiydi bu adam! Hayal kahramaniydi belki!
İnsanin cocukluk kahramaniyla tekrar konusabilmesi ise mucizeydi! Mucizeyi yasadim!
Biri cocuklugumun biri yalnizligimin kahramani!
Sunu biliyorum bir gun ikisi de gidecek ama onlardan once ben gidecegim arkama bakmadan!

15 Ocak 2013 Salı

"~sadece~"

Bundan 5 ay önce tanımıyordum seni şimdi yine tanımıyormuş gibiyim!
Nedense birşeyler bitti sanki bu akşam, hissediyorum! Ne olduğunu bilmiyorum sadece benden uzaklaştığını görüyorum!
Aslında ben gitmeye başladım bu akşam! Nasıl oldu, niye oldu bilmiyorum ama giderek uzaklaşıyorum!
Sen giderken ya da gitmişken belki de ben de gitmeliyim! Farkında olmasam da gidiyorum! Belki de bu sahil boş kalmalı!
Neden bugün inan hiç bilmiyorum! Yoruldum, belki de yanıldım! Hissediyorum, sadece hissediyorum! Güvenim sarsıldı sanki!
Hiç birşey yapmadın oysa bugün! Konuşmadık bile!
Korkuyorum şu an! Yalnız da değilim üstelik! Bu garip şey içimi acıtıyor! Seninle konuşamadığım zamanlarda bile bunu hissetmemiştim! Biliyordum orda olduğunu! Varlığını biliyordum! Şimdi hissedemiyorum! Ağlamak geliyor içimden sebepsizce! Kendimi yenilmiş gibi hissediyorum! Gözyaşlarım canımı acıtıyor!
Bir yok oluş sanki! Devamının olduğunu bildiğin ama asla görmeden bilemeyeceğin birşey oluyor! Ölüm gibi!
Pes etmiş gibiyim hatta yenilmiş gibi! Ne olduğunu bilmiyorum ama birşey olduğunu biliyorum!
Kendimi hazırlamıştım gitmene ama gitmeyi hiç düşünmemiştim! Burası benim sahilim! Sanki uyandım ve kendimi bi salın üstünde denize açılırken buldum! Sen de sahildesin! Bakıyorum, görüyorum, dönmek istiyorum ama yapamıyorum! Giderek uzaklaşıyorum istemeden! Ben binmedim o sala! Gitmek koymuyor da senin orda kalman koyuyor sanki! Git diyorum içimden, hadi gitsene, niye duruyorsun hala orda!?
Sanki sen gitmeyi değil de benim gitmemi istedin! Benden uzaklaşmak istedin! Bunu hiç düşünmemiştim! Aptal gibi hissediyorum kendimi! Git diye bağırıyorum! Uzaklaşıyorum giderek! Canım yanıyor! Ben de gideceksem eğer, belki değil mutlaka bu sahil boş kalmalı! O sahil benimdi! Sen gidecektin! Ben kalacaktım!
Ben niye ve nasıl bindim bu sala diye düşünürken ölüyorum sanki! Pişmanlık gibi! Kıskançlık gibi! Orası benim adam senin değil!
Hatırladım!!!
Bana "olm" dediğin gün karar verdim gitmeye! Kaçmak istedim evet hatırlıyorum! Çok kızmıştım, kırılmıştım sana! Herkes gibi olmuştun!
Bir kelimeydi sana güvenmemi sağlayan ve yine bir kelime belki de seni herkes gibi yapan!
Beni ne hayata döndürdüğün an haberin oldu ne de kendi elinle tekrar öldürdüğün an!
İşte bu da böyle bir hikaye!
Kahramanı olmayan!
Başı olmayan!
Ne olduğu belli olmayan!
Bundan sonra ne olacağı hiç belli olmayan!
Bu sadece…

11 Ocak 2013 Cuma

"~sus~"

"Söylenecek herşey söylendi" dediğin zaman neden hiçbir şey söylememişsin gibi olur?
Aslında söylemek değil de söyleme isteği midir herşeyi büyüten?
Bu galiba büyük keyifle ve merakla okuduğun kitabın bittiği anda yaşadığın hüzün gibi! Hepsini okumak için acele edersin, uykusuz kalırsın ama bitince kızarsın!
Bazen sadece anlatmayı seversin, anlamasını istemezsin çünkü anlarsa anlatamazsın! Hikaye sen anlatıyorsan devam eder! Bu yüzden anlatmaktan vazgeçtiğin olur! Susmak daha iyidir çünkü tekrar anlatma ihtimalin olur! Anlatmamak, anlatamamaktan daha iyidir!



"~Düşünce Durağı~"

Düşünüp durursun bazen! Düşünürsün ve durursun!

Düşüncelerin engel olur hareket etmene. Düşünmeden hareket etmek istersin. Düşünmek istemezsin. Aslında sadece hareket etmek istersin. Ne yapacağını bulmak için düşünmeye başlarsın ama o kadar düşünürsün ki hareket edemezsin. Düşüncelerin esir alır seni çünkü düşündükçe korkarsın. Korkuların yönetir böylece seni.

Bazen sadece yürümek gerekir istediğin yere gitmen için. Bunu bilerek başlarsın. Yürürsün, yürürsün, yürürsün... Üstelik gerçekten yorulmazsın da ama yol o kadar uzundur ki bi' an korkarsın. İşte o an bir bakarsın ki nereye gittiğini bilmiyorsun. Belki de sadece korkmuşsundur. O kadar yürümüşsündür ki geri dönemezsin ama ileri gitmek istersen de yol ayrımını fark edersin. Ne taraftan gideceğine karar vermen gerekir. Doğru yolu seçmelisindir.

Biraz durup düşünmeye başlarsın. İlla doğru yolu seçmen gerektiğini düşünürsün. Yürümen için emir veren beynin şimdi durman için emir vermektedir. Oysa yürümeye başlarken de dururken de buna karar veren beynin değildir. Yolun sonundaki her neyse onu isteme gücün diğer şeyleri düşünmene engel olur başta.Korktuğun anda ise beynin korkunu işletmeye başlar. Bu kez yolun sonundaki değil korkundur seni hareket ettiren.

Böyle bi durumda kaldığında yapılması gereken nasıl o yolun biteceği değidir. Eğer yolu düşünürsen yolu yaşarsın ama sonunu düşünürsen sona varırsın. Yanlış yola sapman, fazla yürümen, yorulman sana engel olmaz ama durup düşünmeye başlarsan olduğun yerde kalırsın.

Düşünce tembellik getirir. Akıllı olduğunu düşünenler hep yerindedir. Doğru yolu bile bilirler sorarsan ama hareket edemezler. Onlar yolu düşünür, başkaları yürür. Buna da kızarlar üstelik. Hep aptalların bi yere geldiğini ve onlara prim verildiğini iddia ederler. Cahillikle suçlarlar yürüyenleri. Kendilerine kızarlar en çok yürümedikleri için. Yolun sonunu bile bilirler sorarsan. Hiç gitmedikleri halde sonu görmüştür onlar çünkü düşünmüşlerdir ya bilirler.

İstediğin işi başkası yapar, sevdiğini başkası alır, beğendiğin elbiseyi başkası giyer ama olsun onlar yanlış yoldadır. Sen doğru yolu bilirsin ama tenezzül etmezsin sevgili düşünür. Doğru, dürüst olan sensindir ama ne hikmetse en çok dedikoduyu da sen yaparsın. Yürüyenlerin hakkı değildir onlar senin hakkındır ama dünya bu, düzen bu dersin. Kimse yürümese de olur sana göre; yollar zaten hep bu oyunun parçasıdır.

Ne için yola çıktığını unutan sevgili düşünür; yola çıktığını unutan sevgili düşünü; düşündükçe tembelleşen ve o kınadığı, boş olduğunu, hiç birşey yapmadığını iddia ettiği insanları olduğu yerden sadece durup eleştiren sevgili düşünür; sana bir sır vereyim:

İnsan yürürken de düşünebilir!

"~…çeşit çeşit…~"

4 çeşit zararlı vardır:

1) Çok aşıktım, terkedildim, aldatıldım, unutamıyorumcular.
2) Ben hiç aşık olmadım, olamıyorumcular.
3) Senden çok etkilendim ama benim sevgilim, nişanlım, karım varcılar.
4) Senden önce hiç aşık olmadım, ilk sensinciler.

1. grup için en masumu diyebiliriz. Genelde, "bana eski sevgilimi unuttur" mesajini vererek kadının eski sevgiliyle bir yarışa girmesine neden olurlar. Adama sonsuz bir aşk sunmanıza sebep olurlar. Ona çok sadık olduğunuzu ve terk etmeyeceğinizi kanıtlamak zorunda kalırsınız. İstediği de budur zaten. Sonucunda ise siz fena halde aşık olmuşsunuzdur ama adam "ben eskiyi unutamıyorum beni affet" diyerek gider. Siz de çikolata kaşıklayıp "ama ben ona sonsuz aşk verdim, neden gitti" dersiniz. İşte bu sonuca varmamak için bu adama acı çektireceksin. Bu tür acıyla beslenir. Sen sevgini ne kadar az gösterir, ne kadar ilgisiz durursan sana o kadar bağlanır.

2. grup da ilkine benzer; sen yine üstüne düş diye bekler. Aslında en kolay gruptur. Özgürlüğüne düşkün biriyim, bağlanma sorunum var gibi cümleler kurar. Gece erkek arkadaşlarıyla çıkar. Size haftada 1-2 gün ayırır. Eğer oyuna gelip bu adama sonsuz aşk, sabır gibi şeyler sunarsanız sizi şefkat dolu sözlerle terk edecektir. Yapılması gereken bu adama kendisi gibi birini sunmaktır. O çıktığında siz de çıkın, hiç karışmayın hatta bırakın kıskansın. Abartmayın. Oynadığınızı anlarsa kaçar.

3. grup tehlikelidir. Belki de en zor gruptur. Ağızları çok laf yapar. Samimi gözükürler. Bağlanmanızı bekleyip itiraf zamanına geçerler. Genellikle yalandır hayatlarında biri olduğu ama bunu anlayamazsınız. Eğer oyununa gelip ikinci kadın psikolojisine girerseniz sıçtınız. Sanki bir suçludurlar ve siz de onlara yardım edersiniz, suçlarını paylaşırsınız. İstediği budur. Kadının kadına düşmanlığını kullanmayı bilen kadınları çok iyi tanıyan tiplerdir. Genellikle mantığıyla hareket etmek zorunda kalan duygusal mağdur imajıyla sizi terk edecektir. Yapılması gereken önce numarasını yemiş gibi görünüp sonra oyununu bozmaktır. Aptala yatın, sizi ne kadar saf görürse hata yapma olasılığı o kadar artar. Her aradığında müsait olmayın, avcunda olmadığınızı anlasın. Sakın başka bir adamla kıskandırmaya kalkmayın ters teper. Bırakın güzelliğinizi, çevrenizi, kişiliğinizi kıskansın. O size değil siz ona vakit ayırın. En azından o öyle sansın. Yalnız olmadığınızı görürse ilgisini çekmeyi başarırsınız.

4. grup en tehlikelisidir. Muhteşem erkek imajıyla gelir. Çok kıskanır, çok sever, çok fazla sürpriz yapar vs. Sizi dört koldan sarar. Sahiplenici tiplerdir. Genelde ilk haftadan size aşklarını itiraf ederler. Hayatlarına girmiş en muhteşem kadın sizsinizdir. Aşkı sizde bulmuştur. Yıllardır aradığım sendin gibi cümleler kurarlar. Tüm kadınlara aynı numarayı uygularlar. Eğer kanarsanız ve aşık olursanız inanılmaz bir oduna dönüşürler. Eski ilgileri kalmaz, sürprizler biter; geriye sadece kıskançlık ve baskı kalır. Siz de "eskiden böyle değildin, çok değiştin" gibi saçma cümleler kuruyor olursunuz. Bu klâsik Türk erkeğini yola getirmenin tek bir yolu vardır. Sürekli değişim ve kaçmak. Ne kadar az verirseniz o kadar ister, ne kadar kaçarsanız o kadar kovalar. Eğer bir süre sonra sıkılmazsanız hayat boyu yanınızda kalır. Yalnız terk etmek isterseniz dikkatli olun çünkü tehlikeli olabilir. Bırakın o sizi terk etsin. Bunun için yapılması gereken de zaten kaçmayı bırakmaktır.

Not: Ceviz kabuğu suyu beyaz saçları kendi rengine döndürür demiş kır saçlı Maranki! ;)

"…hoşçakal…"

Hiç bir zaman bilemedim veda etmeyi! Hep yeniyi karşıladım, eskiyi hiç uğurlamadım! Zamanı gelince herşey gider, devamlılık gereği mecburen yenisi gelir. Bir yıl biter, yenisi gelir! Ben istemesem de gelir. Gece gider, Güneş doğar! Ben istemediğim için doğmayan bir gün görmedim. Batmasın dediğim için Güneşe gelmeyen bir gece de…
Güneş batarken bilirsin gecenin geldiğini ve bilirsin tekrar doğacağını. Bir yıl biterken gelen yıl bellidir zaten. Ne getireceğinden bahsetmiyorum gelenin ne olduğunu bilirsin. Belki de bu yüzden veda etmem hiç. Giden belli gelen bellidir çünkü.

Hayatımda ilk kez veda ediyorum!!!

Niye biliyor musun!?
Gelişin de gidişin de aniydi; beklenmeyen, bilinmeyendi! Neyin bitişiydi gelişin bakmadım ama neyin gelişidir gidişin göremiyorum!
Gelişini ben seçmedim; bi' baktım gelmişsin. Gidişini de ben seçmedim; bi baktım gitmişsin. Zamanı gelmiş meğer gidişin!
Başlaması, bitmesi önemli değildi. Hayatıma girdiğin andan itibaren değişim başlamış. Ben değiştim, hayatım değişti, insanlar değişti, herşey değişti. Niye geldin demedim, niye gittin demem artık.
Hani "…şimdi gitme…" demiştim ya sana; Git! Gidişin önemli değil buna inan. Gitmek istiyorsan git.

Yaşadıklarım yeter bana. Sen birşey yapmadın mutlu olmam için. Ben mutlu oldum varlığınla. Birşey yapman da, konuşman da önemli değildi. Orda olduğunu biliyordum. Belki yalnızlığımın adını sen yapmıştım. Seninle konuştuğumu farz edip yine kendimle konuşmuştum.

Gözümde çok güçlü yaptım seni. Her olayda hem gerçeği hem de doğruyu gösteren, öğreten…
Sana gelince:
Ne söylediklerinin doğruluğu önemliydi ne de kim olduğun. Hiç sormadım kimsin diye. Hayatına karışmak istemedim. Ne söylediysen kendinle ilgili doğru bildim. Gerçek olması önemli değildi ki, sen öyle söylüyordun ve bu da yeterliydi. Ben sadece varlığınla ilgilendim. Yanımda olman da önemli değil, seninle konuşmam da… Ben biliyorum ya varlığını yemişim gerçekliği, doğruluğu.

Ne bir aşka veda bu ne de çok sevdiğin bir dostun gidişi! Hep dedim ya güvendi bunun adı. O yüzden gitmekle bitmez. Seninle tek kelime etmesem bile değişmez. Aşk biter, dost gün gelir düşman olur. Sen benim hiç birşeyim değildin sadece güvendiğim birisin. Hayal kurdurmaz, beklenti yaratmaz, geleceği ve geçmişi önemli yapmaz yani gitsen de kalsan da, konuşsan da sussan da bitmez. Sadece hissedersin ve bu ne gerçeğe ne de doğruya dayanır. Yaşıyor olman yeter buna. Görmeme gerek yok, konuşmama da…
Amca; işte git şimdi! Belki bir gün görmeye gelirsin, belki hiç gelmezsin bu adaya. Belki ben ziyaret ederim şehri bir gün bakarım sana ya da karşılaşırız hiç olmadık bir yerde. Belki de hayat boyu hiç karşılaşmayız bir daha. Hani demiştim ya sana bir gün bir yerde gözgöze gelirsek korkuyla bakmak istemiyorum diye artık eminim korkmayacağımdan.
Pişman değilim seninle paylaştığım hiç bir şeyden. Zaten bir başkasıyla asla olamazdı.
Sana niye amca dedim hiç düşündün mü? Benden 3 yaş büyük olman değildi tek sebebi ya da sözde unutkanlığın ve sözde erken uyuyakalmaların da… Seni çok güçlü gördüm ben. Güçsüz olmaktan utanmadım yanında. Saçmaladım rahatça, sarhoş oldum, ağladım, güldüm… Hepsine uzaktan izleyerek baktın. Küçük bir kız çocuğu gibi hissettim kendimi ve mutlu oldum. Ne yaparsam yapayım güvende olduğumu hissediyordum. Ben bik bik konuşurken sen bilgece sustun. Ne kadar saçmalasam da korudun beni. Şimdi anlıyorum "…kıyamadım…" demeni. Ben anlamadığını düşünüp sana kızarken senin çoktan gerekeni yaptığını bilmiyordum. Dünyayı yöneten bu kızı sen yıkılmaktan korudun. İşte bu yüzden amcasın sen!
Hayatta en sevdiğim film "Leon" dur. O kadar içime işlemiştir ki bir gün yaşayacağımı hiç düşünmezdim. Artık gerçekten seni hatırlatacak o film. Eğer sen de tekrar izlersen anlarsın zaten.
Neyse yine çok uzattım. Çenem düşük işte ne yapayım bu model böyle! Bundan sonra hiç konuşur muyuz bilmiyorum, görür müyüz bilmiyorum ama her zor anımda senin varlığın güç verecek bil istiyorum. Yeni yılda, doğum gününde tüm özel günlerinde mutlu ol! Belki o günlerde söylerim belki söyleyemem sadece bil işte. Tabi doğum günümü unutursan seni öldüreceğim gerçeğini değiştirmiyor bu!
Ben veda etmeyi bilmem söyledim ya en başta o yüzden ne diyeceğimi de bilemem.
Hani "siktir git" dedim ya; bakma sen bana amca!

"…hoşçakal…"

"…terk etme; git…"

Belki de tam da bana hep söylediğin sebepten! Bir gün çekip gidecek olmandan dolayı. İstediğim gibi yalnız devam edebilecek olmamdan dolayı. Aşık olmadan da birine güvenebilmiş olmamdan dolayı! Seninle konuştuğum, yaşadığım, paylaştığım şeylerin aslında aşk, sevgi, birliktelik vs. olmadığının bir kanıtı olduğun için sensin!

Dost olmak, sevgili olmak değil; sadece güvenmek bu! Her gün konuşsam, gülsem de bir gün gidecek olman aslında mucizeydi benim için; çünkü hayat boyu istemem böyle bir şeyi. Ben kendi koyumda mutluyum sadece arada yalnızlık çekiyorum ama yalnızım diye şehre dönmek istemiyorum! Sen benim sahilime uğramış bi' yolcu gibisin! Nasıl geldiğinin hiç önemi yok.

Yıllardır yalnız olmak zordur bilemezsin aslında. Birini gördüğün zaman konuşursun, konuşursun, konuşursun…

Bana sürekli gidiceğini hatırlatıp durdun. Biliyordum gideceğini. Peki gidecek olman bana nasıl huzur veriyordu sen bunu biliyor muydun? Üzülmüyorum ki seviniyorum gideceğine çünkü ben kendi koyumda yalnız olmak istiyorum! Özgür olmak istiyorum! Biri gelmesin diye yıllarca dua ettim çünkü ya gelen kalmaya kalkar ya da seni götürmeye kalkar! Yani sorun birinin gelmesi değil, gitmemesi aslında benim için ve gittiği zaman geride pişmanlık bırakmaması. Hayat boyu iyi hatırlayacağım biri olması!

Belki çok konuştum, belki cok sıktım ama sen gelmeden ben çok büyük bir savaştan çıkmıştım. Bu yüzden anlattım, anlattım, anlattım…
Ağladım, bağırsım, güldüm…
Geçti dedim, tekrar ağladım…
Senden birşey beklemedim zaten, sadece kendimle konuşmaktan çok yorulmuştum!

Tam "bitti artık" dedim, içimdeki son pisliği de çıkarıp attım, "hadi gülelim" dedim, sen isyan ettin! "Ben gidiyorum bana anlatma artık, ben yardım edemem sana." dedin. Ben senden birşey yapmanı istemedim ki! Sadece durmanı ve zamanı gelince gitmeni istedim! Dedim ki; "…zaten gideceksin bırak güzel geçsin artık zaman. Belki çok ağladım, zırladım ama yeter gel ilk zaman oldugu gibi gülelim…" Sen yine; "…yok ben gidiyorum, nasıl olsa gideceğim bir gün kalmanın anlamı yok, şimdi gidiyorum…" dedin.

Sana; "şimdi gitme" dedim evet bunu söylemek çok zor ama söylemeseydim hayat boyu pişmanlık duyacaktım. Şimdi gidersen yaptığım herşeyden pişman olacağım ve anlattıklarım için de…
Hem sana iğrenç zaman geçirttiğim, seni geldiğine pişman ettiğim için hem de birine güvendiğim için. Buralara yıllardır uğrayan tek kişisin, belki de son… Bırak güzel hatırlayayım hatta sen de iyi hatırla ya da en azından kötü hatırlama! Bir daha kimseye içimi açmam; ilk ve sondu bu ama pişman etme. Bir tek bunu istedim işte senden!
Sadece söylemek istediğim:
Gitmek ayrı terk etmek ayrı…
Biri öfkeyle yapılır, biri yapılması gerektiği için…
Terk etme; git yeter!

"~ada~"


Bir gün kendini yaralı, yorgun bi halde denizin ortasında bulursun! Dalgalardan, uzun süredir yüzüyor olmaktan yorgun düşmüşsünsür, üstelik yaran kanıyordur, kolun bacağın tutmaz bi haldedir! Nefes alamazsın! Ölmek istemezsin ama artık suyun üstünde duramazsın ve dibe doğru cökmeye başlarsın. İmdat çığlığı atarsın. Seni oraya düşüren yaralayıp çekip gitmiştir; düştüğünü gören de duyan da yoktur! Etrafta birini görürsün tanımadığın. Can havliyle bağırırsın, seni duyar, görür ama yardim etmez, kaçar ve sen boğulacağından emin olursun ve kendini bırakırsın. Ölüyorum sanırsın ve seni duyan kişiye sana yardım etmedi diye kızarsın, üstelik suçlarsın da! Düşmene sebep olana değil yardım etmeyene kızarsın; sonra bi bakarsın ayakların yere değmiş, dibe vurmuşsun! O anda aklın başına gelir çıkmanın tek yolu kendinsindir! Seni duyan; ne senin yanına gelip çıkarabilir ne de boğulmanı izleyecek kadar acımasızdır. Kaçışı bundandır. Belki yetişemeyeceğini gördüğü için belki de yüzme bilmediğinden! Tek çare yukarı doğru itmendir kendini!

Bi anda öyle bi güç gelir ki içinden ayakların yere değdiği anda kendini aynı hızda çıkarken bulursun! Suyun üstüne çıktığında derin bi nefes alırsın! Yaşadığına şükredersin! Bi anda kara o kadar da uzak görünmez gözüne tüm gücünle yüzersin! Başaracağıma inanırsın. Artık boğulmaktan korkmazsın! Bu yüzden de yüzersin. Çıkarsın karaya! O anda gücün tükenir bayılır kalırsın ama bilirsin ayılacağını ve yasayacağını. Ayıldığında biri yardım eder mi etmez mi, biri olur mu olmaz mı bilemezsin! Tek bildiğin korkunu yendiğindir! Yasayacağına inancını yitirdiğin anda oleceğini de anlarsın. Alırsın dersini! Sen inanmazsan, pes edersen kimse yardım edemez sana! Kimse her an yanında olamaz! Sadece sen varsındır! Ayılırsın bakarsın kendine; gerçekten kötüdür yaran ve acıtır, kanar ama iyileştirmek sadece senin elindedir! Kendi doktorun olmayı bilmelisin eğer yalnızsan!

Kalabalıkta olmamayı kendin seçmişsinsir. Şehir denilen düzenden kaçtıysan eğer huzur için ve böyle mutlu olacağına inandıysan ve dönmek istemiyorsan yaşayacaksın! Tek başına olmayı seçtiysen eğer her an her yerden bi tehlike çıkabileceğini unutmamalı ve kendini korumalısın. Bunu asla unutmamalısın. Ya düzene uyup döneceksindir ve insanlara sınır koyduğu, diğer insanlardan gizlediği için kendini özgür sanmana neden olan duvarlara sığınacaksın ya da duvarları istemiyorsan yalnız olmayı kabul edeceksindir! Yanında insan varsa duvar da vardir! Duvar yoksa insan da yoktur! İnsan varsa korunmak ve gizlenmek zorundasındır! Bu yüzden duvarlara ev denir, hayat denir! Hayatı duvarlardan oluşturmak istemiyorsan kimseye yardım etmediği için kızamazsın. Onun da hayat dediği, ev dediği duvarlar vardır belki ya da kendi özgürlüğünde ilerliyordur!

Hani demiştim ya nasıl bi sınav bu, sebebi ne diye! Anladım, öğrendim. Bunu öğrenmeme bilerek ya da bilmeyerek sebep oldun! Teşekkür ederim! Aslında seni de simdi anladım. Şimdi iyi ki isyan etmedim diyorum! Yaralıyım hem de gerçekten ama geçecek buna inanıyorum ve inandığım için de geçeceğini biliyorum! İzi kalacak ama geçecek!
Kimseyi suçlamıyorum! Kendimi de suçlamıyorum artık.